Deterjanlar Hakkında Ansiklopedik Bilgi

Tarihte ilk kullanılan deterjan sabundur. İkinci Dünya Harbinden sonra petrol ürünlerinden yapılan sentetik kimyevi deterjanlar yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Sabun, sudaki kalsiyumla suda çözünmeyen bir bileşik meydana getirir ki, bu da kiri uzaklaştırmayı zorlaştırır. Sentetik deterjanlar bu dezavantajı taşımamaktadır. Modern formülasyonlu deterjanlar, her biri ayrı görev yüklenen birçok bileşenden müteşekkildir. Bu bileşenlerden en önemlisi yüzey aktif madde olan organik bir bileşik (deterjanın esas bileşeni)tir. Diğer önemli eleman da sert sulardaki kalsiyum ve magnezyumu tutan fosfatlardır.


Yüzey aktif madde: Temizleyici maddelerin meydana getirdiği bütün etkiler, temelde su molekülleri arasındaki bağları zayıflatarak, suyun yüzey gerilimini değiştiren “yüzey aktiflik” özelliğine dayanır. Yüzey aktif maddeler, suyun yıkanacak maddeyi daha kolay ıslatmasını sağlar. Uzun bir yapıda olan yüzey aktif maddenin bir baş bir de kuyruk kısmı vardır. Baş kısmı hidrofil (suyu seven), kuyruk kısmı ise hidrofob (suyu sevmeyen) olarak adlandırılır. Molekülün baş kısmı su yüzeyinde konaklar, kuyruk kısmı ise dışarı doğru durur. Böylece yüzey aktif maddenin molekülleri, yüzeyde yer alan su molekülleri arasındaki çekim kuvvetlerini azaltır. Hidrofobik kısım genellikle bir hidrokarbon zincirinden ibarettir. Hidrofilik kısım ise bazı gruplardan olabilir. Grubun katyonik, anyonik, iyonik olmayan ve amfolitik (hem anyonik hem de katyonik) olmasına göre değişirler. Anyoniklere karboksil (–COONa), sülfonat (–SO3Na) ve sülfat (–OSO3Na) misal verilebilir.

İki tip yüzey aktif madde söz konusudur. Biri yağlardan elde edilen sabun, diğeri ise çoğunlukla alkilaril sülfonat gibi petrol yan ürünlerinden elde edilen deterjanlardır.

Bileşenler ve etkileri: Deterjanlar başlangıçta sabun kadar iyi köpürmüyordu. Bu eksikliği gidermek gayesiyle yapılan araştırmalar sonunda köpük arttırıcı maddeler eklenmesi gerektiği anlaşıldı. Deterjanların bileşiminde her biri değişik görev gören bir düzineye yakın madde bulunur. Tamamı temizlik için konmaz. Mesela çamaşır makinasının kazanını korumak için korozyon önleyici madde bulunur. Keza kumaştan koparılan kirin yeniden dokuma üzerine birikmemesi için, deterjana, çok yüklü ve tortulaşmayı önleyici maddeler eklenir. Lekelerin temizlenmesi, yüksek sıcaklıklarda ve baz yıkama suyunda iyi netice veren, kimyevi bir ağartıcıyla, yeni sodyum perborat ile yapılır. Renk atması, kumaşa yapışan ve mavi beyaz bir ışık veren, optik parlatıcı ile düzeltilir.

Çamaşırlarda kullanılan temizleyici maddelerin lekeleri çıkartması, fakat kumaşı soldurmaması gerektiği gibi, bu maddelerin biyolojik olarak (kullanıldıktan sonra bakterilerce) parçalanabilmesi de gerekir. Sabunda bu özellik tabii olarak mevcuttur. Deterjanlara da çevre kirlenmesine yol açmamak maksadıyla bu özelliğin kazandırılması gereklidir.

Üretim: Deterjanlar kullanılma maksatlarıyle sıvı veya toz deterjan olmalarına göre değişik şekillerde üretilirler. Mesela deterjanda bulunan yüzey aktif maddeyle bunun kuvvetini artıran “yapıcı” maddelerin oranı, dokuma yıkamasında kabaca aynı iken, mineral kirinin az olduğu bulaşıklarda yüzey aktif maddenin oranı arttırılır (Yağlı kiri yüzey aktif madde, katı tanecikleri de yapıcı çözer). Yapıcı olarak çoğunlukla sodyum tripolifosfat kullanılır.

Toz deterjan üretiminde, temel deterjan maddesi, köpük arttırıcı, yapıcı ve düzelticiden bir hamur elde edilir. Bu karışım bir kurutma kulesinde püskürtmeyle kurutularak içi boş, toz kürecikler haline getirilir. Sıvı deterjanın üretimi daha basittir.

Günümüzde Türkiye ile birlikte dünyanın bir çok ülkelerinde, lineer sodyum alkilbenzen sülfonat (LAB veya LAS) gibi biyolojik tesirlerle kolayca ayrışabilen lineer zincirli alkil gruplarıyla üretilmiş çeşitli isimlerde deterjanların üretimine geçilmiştir.

Sağlığa etkileri: Deterjanların önemli bir meselesi, kullanıldıktan sonra biyolojik olarak (bakterilerce) parçalanamamalarıdır. Bu da çevre kirliliğine sebeb olur. Bu sahada, biyolojik olarak (bakterilerce) parçalanabilen deterjan (sabunda olduğu gibi) üretimini sağlamak için araştırmalar yapılmaktadır. Ayrıca, deterjan bulaşıklarda kullanıldıktan sonra, bulaşıklar çok durulansa bile, sonunda bulaşık üzerinde bir film tabakası kalmaktadır. Bu da yemeklerle mideye alındıktan sonra bağırsaklara geçer. Bağırsaklarda parçalanamayan deterjanın, kanserojen etkisi olduğu belirtilmektedir. Deterjan yerine kullanılabilen mayi sabunu (yumuşak potas sabunu) bu zararı taşımamaktadır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

SİTELERİMİZ

Era 111 Maxi44


SOSYAL MEDYA

Resmi sosyal medya sayfalarımız üzerinden bizi takip edebilirsiniz

Facebook Instagram Twitter Youtube Google +
E-BÜLTEN KAYIT

E-Bültene kayıt olarak yeniliklerden ve gelişmelerden haberdar olun

TÜKETİCİ DANIŞMA HATTI

Merkezimiz ile iletişime geçerek tüm sorularınız için yardım alabilirsiniz

+90 (232) 210 34 34